geçen yıl ne güzel dört ayaklı eski bir sandalye vardı odamda.kibardı.mavi gri, sık desenli siyah ayakları ve arkalığı olan kolsuz bir sandalyeydi.onu götürdüler bu sene.yerine turuncumsu kırmızı,dört tekerlekli, kollu, şişman, kaba bir koltuk getirdiler.iyi bir iş yaptılar kendilerince.
şimdi güneşli havalarda balkona sandalye atamıyorum.yan, ters oturamıyorum.ders çalışırken arka iki ayağı üstünde sallanamıyorum.hatta perde takmak için ya da yukarıdaki rafa kolay erişmek için üstüne bile çıkamıyorum.
bugün eski sandalyem olsaydı balkonda otururdum.ayaklarımı balkon duvarına dayar müzik dinler etrafı seyrederdim.kitap okuyup çay içerdim orada.bizimkiler dizisinden bir karakter olurdum ne güzel...ama o günler geçti.
sandalyem gitti koltuk geldi...
sandalye...adı bile güzel!
29 Mart 2009 Pazar
ekvator'dan kucakla
çöl, okyanus, bozkır, orman ve dünyanın sinir bozucu büyüklüğü...gemim veya uçağım olmadığı için dünya bana hala büyük.kaldı ki bu büyüklüğün ölçüsü ulaşım zamanı olmamalı.mesafeler için km kullanılmalı çöle ve okyanusa nezaketen hiç olmazsa...
asya kıtasına yapılan ayıp da bir son bulmalı artık.avrupa'ya amerika'ya orospu gibi pazarlandığı yetmezmiş gibi kendi insanlarınca da ilk fırsatta aldatılıyor zavallı kıtam.
"united colours of benetton" zevksizliği almış başını gitmiş.afişe bir çekik gözlü bir siyah koyunca adam mı olunuyormuş?afrika kıtası da zavallı en az sevgili asya kadar.
ama adalet hep az da olsa var dünyada.hiçbir asyalı hollywood filmlerine içli içli ağlayamayacak ve hiçbir ukala fransız mistisizmin nasıl bir şey olduğunu tam olarak anlayamayacak!
dünya büyük, motorlu makinelerin küçültemeyeceği kadar hem de!
asya kıtasına yapılan ayıp da bir son bulmalı artık.avrupa'ya amerika'ya orospu gibi pazarlandığı yetmezmiş gibi kendi insanlarınca da ilk fırsatta aldatılıyor zavallı kıtam.
"united colours of benetton" zevksizliği almış başını gitmiş.afişe bir çekik gözlü bir siyah koyunca adam mı olunuyormuş?afrika kıtası da zavallı en az sevgili asya kadar.
ama adalet hep az da olsa var dünyada.hiçbir asyalı hollywood filmlerine içli içli ağlayamayacak ve hiçbir ukala fransız mistisizmin nasıl bir şey olduğunu tam olarak anlayamayacak!
dünya büyük, motorlu makinelerin küçültemeyeceği kadar hem de!
24 Mart 2009 Salı
fiko, nerelerdesin?
süper baba'yı izler gibi
ya da leman sam dinler gibi
belki de ezginin günlüğü
çocukluk fotoğraflarına bakar gibi
eskiyi özler gibi
akıllı olmak zorunda olmaksızın düşünmek gibi
bağırmadan konuşmak
konuşurken uyuyakalmak
mutlu rüyalar görmek
sabah erkenden uyanmak
yüzünü soğuk suyla yıkayıp mutfakta senden önce kalkan birini gazete okurken bulmak
hatta kahvaltı için beklenmek gibi
yumurtayı rafadan tutturmanın mutluluğu gibi
demli çay gibi
kızarmış ekmek ve reçel gibi
güzel havalara mutlu olmak gibi
yağmuru da karı da güneşi de bulutu da sevmek gibi
yürümek gibi deniz boyu
fiko diye bir dostunun olması gibi
evin bahçesinde dilek ağacı olması gibi
işte bunlar gibi bir şey olsa şimdi yaşamak.
sanki olmuştu ben çok küçükken
öyleyse neden olmasın yeniden?
d-plus'ta veriliyor eski diziler nasılsa...
ya da leman sam dinler gibi
belki de ezginin günlüğü
çocukluk fotoğraflarına bakar gibi
eskiyi özler gibi
akıllı olmak zorunda olmaksızın düşünmek gibi
bağırmadan konuşmak
konuşurken uyuyakalmak
mutlu rüyalar görmek
sabah erkenden uyanmak
yüzünü soğuk suyla yıkayıp mutfakta senden önce kalkan birini gazete okurken bulmak
hatta kahvaltı için beklenmek gibi
yumurtayı rafadan tutturmanın mutluluğu gibi
demli çay gibi
kızarmış ekmek ve reçel gibi
güzel havalara mutlu olmak gibi
yağmuru da karı da güneşi de bulutu da sevmek gibi
yürümek gibi deniz boyu
fiko diye bir dostunun olması gibi
evin bahçesinde dilek ağacı olması gibi
işte bunlar gibi bir şey olsa şimdi yaşamak.
sanki olmuştu ben çok küçükken
öyleyse neden olmasın yeniden?
d-plus'ta veriliyor eski diziler nasılsa...
bir bunalım çağında insan felsefesi: vizeler öncesi psikolojik portreler
haydi biraz eytişimsel düşünelim.bir takım şeyler çok kötü giderken hatta bu bir gitmezlik haliyken bazı başka şeyler büyümek için ideal ısıya ulaşıyorlar.elbette o da büyütebilene...bunun altında bir anlam aramak lazım tabii ama inanın hiçbir imayı saklamıyorum satır arasına, arkasına.ama örneklem olarak vize dönemini değerlendirebiliriz.bloglara yazılar en sık bu dönemde girilir.facebook çift vardiya açıktır.aşık oluncaksa bu dönemde olunulur ya da kavga edilecekse o da bu döneme rastlar.stresten falan değil elbette ve hepimiz stresli olmadığımızı elbette biliyoruz.hepsi içte yoğunlaşan sınav gazının basıncındandır.çalışmadıkça o gaz yoğunlaşır, yoğunlaşır...patlamanın kalıntıları transkriptlerde yahut kişinin bedeni üstünde görülür; çenemin kenarında filiz veren iki baş sivilce misali...
10 Mart 2009 Salı
lotus çiçeği gözümsün
aşk bitti sanmış olabilirsin ama yanlış.sadece yine aramıyorum.ben böyleyim deyip çekilme cehaletinde değilim.-30um ve telefonum kapalı.
şimdi senin sorunların ne bilmiyorum.olayları bilmesem de olgular aynıdır eminim.teomanın hayatımıza girmesiyle alt üst olan mutluluk.yanlış anlama elbette o kadar çocuk değil.
seninle mircan kaya dinleyelim.serbest çağrışımsız konuşalım bir süre.yemekteyiz izleyelim.canım aileme saralım birlikte.sen sarhoş ol, ben yine nefret dolu bakışlar atacağım sana.hatta tokat atmayı bile planlıyor olabilirim.sinematik olur.istanbul'da olsun bunlar.ama sen biraz ankaralı olmayı öğren.
hep her şey çözümsüz kalsın.inat et çözümsüzlükte.sinirlenelim.
bazı insanları sevip bazılarına sövelim.herkes hakettiğini bulsun!
şimdi senin sorunların ne bilmiyorum.olayları bilmesem de olgular aynıdır eminim.teomanın hayatımıza girmesiyle alt üst olan mutluluk.yanlış anlama elbette o kadar çocuk değil.
seninle mircan kaya dinleyelim.serbest çağrışımsız konuşalım bir süre.yemekteyiz izleyelim.canım aileme saralım birlikte.sen sarhoş ol, ben yine nefret dolu bakışlar atacağım sana.hatta tokat atmayı bile planlıyor olabilirim.sinematik olur.istanbul'da olsun bunlar.ama sen biraz ankaralı olmayı öğren.
hep her şey çözümsüz kalsın.inat et çözümsüzlükte.sinirlenelim.
bazı insanları sevip bazılarına sövelim.herkes hakettiğini bulsun!
4 Mart 2009 Çarşamba
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)