“Yalnız benim ol” yazıyor kalınca ve uzunca bir kitabın kapağında, beyaz zemin üzerine kırmızı mürekkeple. Bir şişe suyun üç buçuk lira olduğu bir havalimanı kafesinde kırklı yaşlarında bir kadının manikürlü tombul ellerinde gördüm.ellerinde “yalnız benim ol” yazıyor kadının.
İlk anda bencil, zaman ilerledikçe anlamsız bir dilek (mi?)
benim ve bir başkasının olma! Seni paylaşmak istemiyor değilim ama benim olduğun gibi bir başkasına ait olma (mı diyor?)
bana aitsin, bir benimsin; ellerim, ayaklarım, iç organlarım gibisin (mi demek istiyor?)
bana öyle geliyor, söylenecek laf değil “yalnız benim ol”. Ne bilirsen onu ol. Nasıl istersen öyle ol. Git kimin olursan ol. Gerekli tüm organlarım üstümde, benim yirmilik dişim bile yok.
Kadının gözleri etrafı süzüyor. Elinde kitap kapağıyla uyumlu kırmızı püsküllü bir kitap ayracı sallıyor. Ara sıra duruşunu kontrol ediyor, dik oturmaya alışmaya çalışıyor. Hiç “benim ol” diyen bir tavrı yok kadının. Boğazlı kazağında cazibe yok. Ayakkabıları koyu kahverengi kadife, ortopedik taban.gri kareli likralı kumaş pantolonunda kazağıyla bir renk kalın çizgiler var.ve kestane kabarık saçları, 14 ayar beyaz altın küpeleri, ve o gereğinden kalın ve çetrefilli nikah yüzüğü (belli ki yenilenmiş yakın zamanda)... Yüzü beyaz, tombul, sarkık ve orta sınıf tepkilerinin izleri alnında, ağız kenarında.
Ona bir türlü ait olmayanlara ait olmanın serzenişiyle yazıyor ellerine galiba “yalnız benim ol” diye.
Ya da bana öyle geliyor.
Ben elime gizliajans’ı aldım. Yazmaya başladım. Rötar: 1 saat 15 dakika. dinlenilmemiş şarkılarım var.
of bu sarkı repeat de repeat!
YanıtlaSilöyle öyle!
YanıtlaSil